*

23:11

sinking soon.

|


Kendi içimden çıkamayacak haldeyim ve sürünerek gidip geliyorum. İstanbul yağmurlu, senin gidişine ağladığından beri, ilk gözyaşları bunlar. Günlerin hızlı koşuşturmacasında fark ettiğim şey, sen gittikten sonra zaman hızla geçiyor ve ben kaybettim artık uyumu onunla. Şimdilerde tek yaptığım, vaktin onda bir dilimini bile yakalamaya çalışırken, kendimi kaybetmemek. Aklım yüzlerce odaya bölünmüş ve tek istediğim, ufak, beyaz bir yatak, gün ışığı alan. Sessizce beklemek seni.


Anlatacaklarımı düşününce, hele bir de seni düşününce, başım başlıyor bir dönmeye: seni görecek olma ihtimalime dadanıyorum, saatlerce hem de! Bir de biliyor musun, tenimden asılıyım sana.Eksik yaşamak çok zor, kaç parçamı götürdüysen giderken..

01:41

..

|

Bir halata bağlanıp kendimi uçurumdan atmış gibi hissediyorum. Midem bulanıyor ve saatlerdir titriyorum. kapılarım açık, kalbim de ve sır yok aramızda. Nolur dön artık. Bu kadar uzaktayken kırgınlık olmamalı aramızda.Sence de öyle değil mi? Herşeyi anlatıyorum sana. Sev beni. Gözlerinden.

21:41

;

|

Kahve değil, kül rengi gözlerin. Gülerken, ağlarken,sevişirken. Akciğerimden yukarı tırmanırken, en çok da bana doğrudan baktığında. Gece kadar ağır*sın benimle, sus, bilincini kapat, bozuk paralar düşüyor ceplerimden, birkaç da fotoğraf, bir erkek, gözleri kül rengi, hangi yönden üflesem de, bana doğru uçuşan.







* gece kadar ağır özlemek seni. - A.

00:34

uzak.

|

içimde büyük bir yara var. kapanmıyor. hep orada ve geçmiyor. evinin önünden geçiyorum, yüzümü çevirip bakamıyorum apartmanına doğru. ağlamakla gülmek arasında bir his. hep seni konuşuyorum insanlara. o kadar ki sıkıldılar benden. seni susuyor. seni uyuyorum.

02:39

.

|

Ne güzel de kaplamışsın beni.